Şunun için etiket arşivi: evlilik organizasyonu

Eşinizi Seviyorsanız Onu Sabah Namazına Kaldırın

islami kına gecesi fiyatları 0542 511 12 11

islami kına gecesi fiyatları 0542 511 12 11

Şu dünya hayatında bir Müslüman erkek için İslam’ı yaşama konusunda kendisine yardımcı olan sâliha bir hanım dünyanın en hayırlı nimeti olduğu gibi, aynı özelliği taşıyan ve hanımına İslam’ı yaşaması için yardımcı olan sâlih bir koca da kadın için dünyanın en hayırlı nimetidir. Çünkü Efendimiz (s.a.s) buyuruyor ki : “Sahip olabileceğiniz en hayırlı dünya nimeti: Zikreden bir dil, şükreden bir kalp ve insanın imanı doğrultusunda İslam’ı yaşamasına yardımcı olan bir hanımdır.” (Tirmizi)

Gerçek sevgi, evlilik yıldönümlerini unuttuğu için eşlerine darılanların değil, günlerdir sabah namazına kaldırmayı unuttuğu için eşlerine gönül koyanların sevgisidir. Gerçek sevgi, eşini cehennem ateşinden korumak için çırpınanların, sabah namazına kalkamayan eşi için üzülenlerin, dertlenenlerin sevgisidir. Gerek sevgi, her gün gözünün önünde namazlarını terk ederek Allah’ın rızanı kaybeden eşleri için endişelenenlerin sevgisidir.

“Sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazında gece ve gündüz melekleri şahit olarak bulunur.” (İsra, 17/78) ilahi talimatında belirtildiği gibi, birbirlerini sabah namazına kaldıran eşler, hem namazlarına hem de birbirlerine olan sevgi ve muhabbetlerine melekleri şahit tutan eşlerdir.

Eşlerini sabah namazına kaldıranlar, onlara dünyanın en kıymetli hediyesini vermiş olurlar. Çünkü Efendimiz (s.a.s) buyuruyor ki : “Sabah namazının iki rek`at sünneti, dünya ve dünyadaki her şeyden daha hayırlıdır.” (Müslim)

Yıllardır evli oldukları halde birbirlerine namaz konusunda nasihatte bulunmayan ve bir kez olsun eşlerini sabah namazına kaldırmayan kadınların ve erkeklerin sevgisi sadece bu dünya ile sınırlıdır. İslam’ı yaşama hususunda ve özellikle de namaz konusunda birbirlerine destek olan eşler, evlerinde oturdukları yerden Peygamber duası alan eşlerdir. Çünkü Rasûlullah (s.a.s) buyuruyor ki: “Geceleyin kalkıp namaz kılan, karısını da kaldıran, kalkmazsa yüzüne su serperek uyandıran kimseye Allah merhamet etsin. Aynı şekilde geceleyin kalkıp namaz kılan, kocasını da uyandıran, uyanmazsa yüzüne su serperek uykusunu kaçıran kadına da Allah merhamet etsin.” (Ebû Dâvûd) “Gece birbirlerini uyandırarak namaz kılan kadınlar ve erkekler, Allah’ı çok anan erkekler ve Allah’ı çok anan kadınlararasına yazılırlar. (Ebû Dâvûd)

Sabah ezanı okunurken uyuyan eşine “Hadi bakalımk, sen bu evin erkeğisin, kalk! Sabah namazını camide cemaatle kıl” diyen, eşinin uykusu ağır basarsa “Bak Efendimiz (s.a.s) buyuruyor ki: “Münafıklara en ağır gelen namaz; yatsı ve sabah namazlarıdır. Eğer insanlar, bunlarda ne büyük mükâfatlar olduğunu bilselerdi sürünerek dahi olsa bu namazlarda camiye giderlerdi” (Ebu Davud)” diyerek eşini teşvik eden, nasihat eden ve camiye uğurlayan kadın, Efendimiz’in ( s.a.s) övdüğü ve dua ettiği kadındır. Eşi mescide gidemezse, “Geç bakalım öne, bir imamlık yap da hiç olmazsa evde cemaat yapalım” diyen kadın, eşini gerçekten seven Sâliha kadındır.

Sabah ezanı okunurken uyuyan hanımına “Hadi bakalım hanım, kalk! Sabah namazı vakti geldi” diyerek hanımını uyandıran, eşinin uykusu ağır basarsa “Kalk hanım’ Bak Efendimiz (s.a.s) buyuruyor ki: “Kim sabah namazını kılarsa Allah’ın himayesi ve koruması altındadır” (Müslim) ailemizi bugün Allah’ın korumasından mahrum etmeyelim” diyerek eşini teşvik eden erkek, hanımını gerçekten seven sâlih bir erkektir

Abdulaziz KIRANŞAL

kendinizi eş olarak alır mıydınız?

 20170821_221355
 Hanımlar!!
Eğer erkek olsaydınız kendinizi eş olarak alır mıydınız?
Şu anki eş halinizi göz önüne alarak cevaplayın. Eşinizle ev haliniz; iletişiminiz, konuşmanız, yürüyüşünüz, bakışınız, güler yüzünüz, ev içi giyiminiz, kuşamınız, harcamalarınız, kendi öz bakımınız, eşinize sunduğunuz görsellik ve cinsel hayatınıza verdiğiniz değer yani kadınlık yönleriniz ve bir problem çıktığında tavrınız, kocanıza karşı tutumunuz, gösterdiğiniz saygı, insanlık yönleriniz; yani ona ve ailesine verdiğiniz değerle hepsini bir arada kendinizi bir gözden geçirerek cevap verirseniz kendinizle ilgili daha doğru değerlendirme yapmış olursunuz. Erkek olsaydınız, karşınızda da şu anki halinizle kadın olarak siz duruyor olsaydınız kendinizi eş olarak ister miydiniz?
Eksiklerinizin farkında mısınız, farkındaysanız düzeltmek için neler yapıyorsunuz?

Beyler!!!
Eğer kadın olsaydınız kendinizi eş olarak alır mıydınız?
Şu anki eş halinizi göz önüne alarak cevaplayın. Eşinizle iletişiminiz, ona karşı tavırlarınız, kendinize ve eşinize verdiğiniz değer, kendi öz bakım ve ev içi giyiminiz ve tavırlarınız, cinsel hayatınızda ona verdiğiniz değer, erkek olarak duruşunuz, ailenin sorumluluğunu üstlenişiniz, eşinizin ailesi ile ilişkileriniz, eşinizin maddi ihtiyaçlarını karşılamada tutumunuz, onun beklentilerine karşı tavrınız, onun sevgi ve şefkat isteğine verdiğiniz cevap, erkek olarak ona verdiğiniz güven…hepsi bir arada kendinizi bir gözden geçirerek cevap verirseniz kendinizle ilgili daha doğru değerlendirme yapmış olursunuz. Kadın olsaydınız, karşınızda da şu anki halinizle koca olarak siz duruyor olsaydınız, kendinizi eş olarak ister miydiniz?
Eksiklerinizin farkında mısınız?
farkındaysanız düzeltmek için neler yapıyorsunuz?

Bekarlara ise şöyle sorayım.
Siz karşı cins olsaydınız kendinizle evlenmek ister miydiniz?
Cevabı evlendiğinizde eşinizi nasıl bir kadın ya da erkek bekliyor onu düşünerek verebilirsiniz. Bir kadın ya da erkek olarak ona nasıl bir eş olacağınızı düşünüyorsunuz? O sizde neleri bulacak? Sizi neden alsın ya da istesin? Ona nasıl bir eş olacaksınız? Karşıya geçip kendinize bakın. Hangi yönlerinizle kendinizi almak hangi yönlerinizden kaçmak isterdiniz?
İnsan hep beklentilere odaklanıyor, bulamayınca hayal kırıklığı ile öfke biriktiriyor. Oysa beklentiler bir tarafa bırakılıp herkes eşine ne verdiğine, ona nasıl bir eş olduğuna ya da olacağına odaklansa çok daha mutlu yuvalar olur diye düşünüyorum.

Yazar :
Sema Maraşlı

Para Harcayayım Derken Evliliğini Harcayanlar

İslami düğün organizasyonu 542 511 12 11

PARA HARCAYACAĞIM DERKEN EVLİLİĞİNİZİ HARCAMAYIN
Pek çok insan hayata güzel umutlarla bakar. En küçüğünden en büyüğüne herkesin hayalleri, idealleri, hedefleri vardır. Küçücük bir çocuğa “Büyünce ne olacaksın?” dense mesela hemen sıralamaya başlar çevresinde gözlemlediği kadarıyla en “istenilesi” olanları. Kimi zaman insanlar büyüdükçe hayalleri küçülse de en az “bir ev, bir araba” şart der herkes… Çünkü ancak bu şekilde rahat edeceğimize inanırız, ancak bu şekilde mutlu olacağımız kanısına kapılırız. Bunun tek suçlusu da biz değilizdir esasında, ne yazık ki yaşam koşullarımız bize bunu sunmuştur; istemek, arzu etmek, sınırsızca almak, aldıklarınla doyuma ulaşamamak…

PARAYLA SAADET OLMAZ

Halbuki eskilerin ağzından düşmeyen pek güzel sözler vardır; “Aza kanaat etmeyen çoğu bulamaz” gibi… “Azıcık aşım, kaygısız başım” gibi… Üstelik de bu sözler öyle “laf olsun” diye söylenmemiştir. Yaşanmışlıkların neticesi olarak günümüze gelmiştir. Düşününce mesela pek çoğumuzun bir anısı gelir aklına. Dedemiz ve ninemizi ziyarete gitmişiz bir yaz tatili günü. Şartlar şimdikinden çok farklı. Ne elimizden düşürmediğimiz telefonlarımız var, ne de gözümüzü ayırmadığımız bir televizyon. Sofralarda çeşit çeşit yemekler, yemekleri sunduğumuz birbirinden farklı tabaklar da yok. Trend takip etmiyoruz henüz ve henüz “Bir giydiğimi bir daha giymem” demiyoruz… Ama mutluyuz, huzurluyuz… Şimdi bir türlü ulaşamadığımız bir sükunet var hepimizde.

Ne ninemiz dedemize kızıyor “Evin eksiği çok” diye, ne de dedemiz ninemize söyleniyor “Sen ne çok alışveriş yapıyorsun” diye. Gerçekten azıcık aşları, ama kaygısız da başları var. Şimdiki koşullarımıza bakınca ne denli “kötü” şartlarda olduğumuzu anlamak için, çok değil on beş-yirmi yıl öncesine gitmek bile yeterli oluyor yani. Çağımızı saran alışveriş çılgınlığının yuvalarımızı da kapladığını anlamak için dedelerimiz ve ninelerimiz büyük bir nasihat gibi dikiliveriyor karşımıza…

YAPTIĞINIZ HARCAMALAR EŞİNİZLE ARANIZA GİRMESİN!

Özellikle de evliliklerin sarsılmasında en önemli etken olan, sinsi bir hastalık gibi sessizce yuvaları saran harcama güdüsü daha ilk tanışmada sirayet ediyor üzerimize. Düşününce pek çoğumuz hatırlarız buruk bir anı olarak kalan nişan ve düğün alışverişi zamanlarımızı. Çünkü çok nadirdir bu dönemi badiresiz atlatmış olanımız. Daha ilk günlerde başlar “Bana şu alınmadı, sana şu yapılmadı” muhabbetleri. Ve nasıl başlarsa öyle gidermiş hesabı aynı evin içine girince de bir türlü bitmez alışveriş tantanası. Uzağa gitmeye, eşten, dosttan, ahbaptan örnekler vermeye de gerek yok üstelik bu konuda. Pek çoğumuza aşina gelir eşimizle girdiğimiz harcama mevzulu diyaloglar. “Perdeler çok eskidi, artık değiştireceğim” diye bir mücadeleye girmiştir birçok hanım mesela. Ya da beyler “Ben almaktan bıktım artık, bitmedi şu evin eksiği bir türlü” diyerek sitem etmiştir laf arasında hanımına.

Bunlar her evin olmazsa olmaz sohbeti iken son zamanlarda “Çok bunaldım, alışveriş yapmam lazım”, “Depresyondayım biraz para harcayım”, “Al şu kredi kartını, biraz harca da dırdırından kurtulayım” muhabbetleri de eklendi aramızdaki ilişkiye. Üstelik de bu cümleler her kurulduğunda evimize soğuk rüzgarları da beraberinde getiriyor. Bir huzursuzluktur almış başını gidiyor. Eşler alışverişin müptelası olmuşçasına ne var dinliyor ne de yok. Paramız olsa da olmasa da harcamak istiyoruz. Bize sunulan cazip(!) seçenekler yaşam koşullarımızın önüne geçiyor. Bütçemiz yeterli mi diye düşünmeden deli gibi alıyor, almasak da alalım diye sürekli söyleniyoruz mesela. Yahut evde var mı yok mu diye düşünmeden, gerekli mi gereksiz mi diye ölçüp biçmeden indirim sitelerini gezinirken buluyoruz kendimizi. Sonrasında da başlıyor kavgalar, gürültüler, sessiz sitemler, söylenmeler…

ÇARŞININ GÜZELİ BİTMEZ!

Harcadıkça rahatladığını sanan beyler ya da hanımlar ay sonunda faturalar gelince de birbirini kırıp geçiriyor. “Nerde o eski günler” diye sitem ederken, aradığımız o günlerden harcadıkça uzaklaştığımızı akıl edemiyoruz. Bu konuda muzdarip olan pek çok çiftin var olduğunu belirten psikolojik danışman Hacer Gül de insanların para harcamalarının bir takım nedenleri olabileceğine vurgu yapıyor. Kimi insanın kendini iyi hissetmek, kimisinin öfke vb. duygularını bastırmak, kimisinin de statü yapmak yahut belirli bir topluluğa dahil olmak için alışveriş yaptığına değinen Gül, alışveriş tutkusu hakkında şunları söylüyor: “İnsanlar para harcama konusunda kendini kontrol edebilmeli ve bu kontrolü daimi olarak sürdürmelidirler. İnsan kendine yeni bir kıyafet, yeni bir araba, yeni bir eşya aldığı zaman kendini iyi hissedebilir. Fakat bu his kalıcı değildir. Üstelik de bütçe ayarlaması yapmaksızın bir anlık mutluluğa kapılarak yapılan alışverişler insanı bir süre sonra huzursuz etmeye başlar. Harcamalarına kıyasla daha az kazanan çiftler harcamalarından ötürü birbirlerini suçlar ve bu da ev içerisinde sorunları beraberinde getirir.”

BAZEN MUTLULUK BİR TAS ÇORBAYI PAYLAŞMAKTAN GEÇER

Yani problem ayağımızı yorganımıza göre uzatmamaktan kaynaklanıyor. Gönül her gördüğüne meylederken akıl her güzeli almaya güç yetmeyeceğine kanaat getirmiyor. Bizler de yuvalarımızın huzursuzluğunu bile umursamaksızın kendimizi bir alışveriş girdabının içine bırakıveriyoruz. Harcadıkça huzursuz oluyor, huzursuz oldukça harcıyoruz. Büyüklerimizin mutluluğuna gıpta ederken o mutluluğun bir tas çorbayı paylaşmaktan geçtiğini göz ardı ediyoruz. Halbuki her şeye sahip olunamayacağını idrak etsek, var olanın kıymetini bilsek, evliliğin bazen bir dilim ekmeği paylaşmak olduğunu, bilinçsizce atılan her adımın, yapılan her harcamanın bizi sonunda mutsuz kılacağını anlasak “Nerde o eski günler, eski aileler, huzurlu yuvalar” diye başlayan cümlelerimiz, yerini “Çok şükür ya Rabbi, bugün de evimde huzurlu uyuyorum” diye başlayan dualara bırakır. Ağzımız tatlı, evimiz bereketli, eşimizle aramız muhabbetli olur.

Kur’an-ı Kerim de Evlilik ile Alakalı 25 Ayet

sizler için Kur’an-ı Kerimden evlilik ile alakali 25 ayet seçtik..

islami Kına Gecesi ve Nişan Organizasyonu için tıklayın
2:221 – Müşrik kadınları, iman etmedikçe nikâhlamayın. Bir müşrik kadın, sizin hoşunuza gitse bile, iman etmiş olan bir cariye herhalde ondan daha hayırlıdır. Müşrik erkeklere de mümin kadınları nikâh ettirmeyin. Bir müşrik, sizin hoşunuza gitse bile, mümin bir köle elbette ondan daha hayırlıdır. Onlar sizi ateşe davet ederler, Allah ise, kendi izniyle cennete ve mağfirete davet ediyor ve âyetlerini insanlara açıklıyor. Umulur ki onlar hatırda tutup, öğüt alırlar.
2:230 – Eğer kadını bir daha boşarsa, bundan sonra artık başka bir kocaya varıncaya kadar ona helâl olmaz. Eğer ikinci koca da onu boşarsa, Allah’ın hududunu sağlam tutacaklarını ümid ettikleri takdirde öncekilerin birbirlerine dönmelerinde her ikisine de günah yoktur. İşte bunlar, Allah’ın tayin ettiği hudududur. Bunları, bilen bir kavim için açıklıyor.
2:232 – Kadınları boşadığınız zaman iddetlerini bitirdiklerinde, aralarında meşru bir şekilde rızalaştıkları takdirde, kendilerini kocalarıyla nikâhlanacaklar diye sıkıştırıp, engellemeyin. İşte bu, içinizden Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere verilen bir öğüttür. Bu, sizin hakkınızda daha hayırlı ve daha nezihtir. Allah bilir, siz bilemezsiniz.
2:235 – Böyle kadınlara evlenme isteğinizi üstü kapalı biçimde çıtlatmanızda veya gönlünüzde tutmanızda size bir vebal yoktur. Allah biliyor ki siz onları mutlaka anacaksınız. Fakat meşru bir söz söylemekten başka bir şekilde kendileriyle gizlice sözleşmeyin. Farz olan iddet sona erinceye kadar da nikâh akdine azmetmeyin (kesin karar vermeyin). Bilin ki Allah gönlünüzdekini bilir. Öyle ise O’nun azabından sakının. Yine bilin ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok yumuşaktır.
4:3 – Eğer öksüz kızlarla evlendiğinizde onlara karşı adaletli davranamamaktan korkarsanız, hoşunuza giden diğer kadınlardan iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz. Eğer adaleti gözetmemekten korkarsanız, o zaman bir tane ile veya elinizin altındakiyle (sahip olduğunuz câriye ile) yetinin. Doğruluktan ayrılmamak için bu daha elverişlidir.
4:6 – Evlenme çağına gelinceye kadar yetimleri gözetip deneyin. Onların akılca olgunlaştıklarını görürseniz, mallarını kendilerine teslim edin. “Büyüyecekler de mallarına sahip olacaklar” endişesiyle onları israf ederek, tez elden yemeyin. Zengin olan, onların malını yemekten çekinsin. Fakir olan ise, meşrû sûrette yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman, bunu şahitler karşısında yapın. Hesap görücü olarak Allah yeter.
4:19 – Ey iman edenler! Kadınlara zorla varis olmanız size helal değildir. Verdiğiniz mehrin bir kısmını kurtaracaksınız diye, onları sıkıştırmanız da helal değildir. Ancak açık bir hayasızlık yapmış olurlarsa başka. Onlarla iyi geçinin. Eğer kendilerinden hoşlanmadınızsa, olabilir ki, siz bir şeyden hoşlanmasanız da Allah onda bir çok hayır takdir etmiş bulunur.
4:22 – Cahiliye devrinde geçenler müstesna, babalarınızın nikahladığı kadınlarla evlenmeyiniz. Şüphe yok ki o, pek çirkindi, iğrenç idi, o ne fena bir âdetti.
4:25 – Sizden her kim hür mümin kadınları nikah edecek bir zenginliğe gücü yetmiyorsa, ona da ellerinizin altındaki mümin cariyelerinizden efendilerinin rızası ile nikahlamak var. Allah sizin imanınızı daha iyi bilir. Siz birbirinizdensiniz. O halde sahiplerinin izni ile ve mehirlerini örfe göre vermek suretiyle cariyelerden iffetli olan, zina etmeyen, dost da edinmeyenlerle evlenin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, o vakit hür kadınlar hakkında gerekli bulunan cezanın yarısı kendilerine lazım gelir. Bu hükümler, içinizden günah işlemekten korkanlaradır. Sabretmeniz ise, sizin için daha hayırlıdır. Allah Gafûrdur, Rahimdir (çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir).
4:34 – Erkekler, kadın üzerine idareci ve hakimdirler. Çünkü Allah birini (cihad, imamet, miras gibi işlerde) diğerinden üstün yaratmıştır. Bir de erkekler mallarından (aile fertlerine) harcamaktadırlar. İyi kadınlar, itaatkar olanlar ve Allah’ın korunmasını emrettiği şeyleri kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Fenalık ve geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara gelince: Önce kendilerine öğüt verin, yataklarından ayrılın. Bunlar da fayda vermezse dövün. Eğer size itaat ederlerse kendilerini incitmeye başka bir bahane aramayın. Çünkü Allah çok yücedir, çok büyüktür.
4:35 – Eğer karı-koca arasının açılmasından endişeye düşerseniz bir hakem erkeğin tarafından, bir hakem de kadının ailesinden kendilerine gönderin. Bu arabulucu hakemler gerçekten barıştırmak isterlerse, Allah karı-koca arasındaki dargınlık yerine geçim verir. Şüphesiz ki Allah hakkıyla bilendir, her şeyin aslından haberdardır.
4:127 – Kadınlar hakkında senden fetva isterler. De ki: Onlar hakkındaki fetvayı size Allah veriyor: Yazılmış hakları olan mirası kendilerine vermediğiniz ve nikahlanmayı istemediğiniz öksüz kızlar ve zavallı çocuklara ve bir de yetimlere adaletle davranmanız hakkında Kitap’ta size okunan âyetler vardır. Sizin her yaptığınız iyiliği, muhakkak Allah bilir.
4:128 – Eğer bir kadın kocasının geçimsizliğinden, yahut kendisinden yüz çevirmesinden endişe ederse, aralarında bir sulh yapmalarında, onlara bir günah yoktur. Sulh hep hayırlıdır. Zaten nefisler kıskançlığa hazırdır. Eğer iyi geçinir ve geçimsizlikten sakınırsanız, şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
4:129 – Kadınlarınız arasında her yönden adaletli davranmaya ne kadar uğraşsanız buna güç yetiremezsiniz. Bari birisine tamamen kapılıp da diğerini askıya alınmış gibi bırakmayın. Eğer arayı düzeltir ve haksızlıktan korunursanız, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.
5:5 – Bugün size iyi ve temiz şeyler helal kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helal olduğu gibi, sizin yiyeceğiniz de onlara helâldir. Ve müminlerden iffetli hür kadınlar ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden namuslu hür kadınlar, zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın, namuslu bir şekilde mehirlerini ödediğiniz takdirde, size helâldir. Her kim imanı inkâr ederse, ameli boşa gitmiş olur ve o, ahirette zarara uğrayanlardandır.
24:3 – Zina eden erkek, zina eden veya müşrik olan bir kadından başkası ile evlenemez; zina eden bir kadınla da ancak zina eden veya müşrik olan erkek evlenebilir. Bu, müminlere haram kılınmıştır.
24:32 – Aranızdaki bekarları, kölelerinizden ve cariyelerinizden iyi davranışta olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir. Allah, (lütfu) geniş olan ve (her şeyi) bilendir.
24:33 – Evlenme imkanını bulamayanlar ise, Allah, lütfu ile kendilerini varlıklı kılıncaya kadar iffetlerini korusunlar. Ellerinizin altında bulunanlardan (köleler ve cariyelerden) mükatebe yapmak isteyenlerle, eğer kendilerinde (hürriyete kavuşmalarında kendileri için) bir iyilik görüyorsanız, hemen mükatebe yapın. Allah’ın size vermiş olduğu malından siz de onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde edeceksiniz diye, namuslu kalmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları zor altında bırakırsa, bilinmelidir ki, zorlanmalarından sonra Allah (onlar için) çok bağışlayıcı ve merhametlidir.
24:60 – Bir nikah ümidi kalmayan, çocuktan kesilmiş yaşlı kadınların ise, zinetlerini (yabancı erkeklere) göstermeksizin dış elbiselerini çıkarmalarında kendilerine bir vebal yoktur. Yine de iffetli olmaları kendileri için daha hayırlıdır. Allah işitendir, bilendir.
33:37 – Hem hatırla o vakti ki, o kendisine Allah’ın nimet verdiği ve senin de ikramda bulunduğun kimseye: “Hanımını kendine sıkı tut ve Allah’tan kork” diyordun da nefsinde Allah’ın açacağı şeyi gizliyordun. İnsanlardan çekiniyordun. Halbuki Allah kendisini saymana daha lâyıktı. Sonra Zeyd o kadından ilişiğini kestiği zaman, biz onu sana eş yaptık ki, oğulluklarının ilişkilerini kestikleri hanımlarını nikâhlamada müminlere bir darlık olmasın. Allah’ın emri de yerine getirilmiştir.
33:49 – Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâh edip de sonra onlara dokunmadan boşadığınız zaman, sizin için üzerlerinde sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Derhal müt’alarını (mehirleri belirlenmediği takdirde yararlanacakları bir mal) verip onları güzel bir şekilde salıverin.
33:50 – Ey peygamber! Biz bilhassa sana şunları helâl kıldık: Mehirlerini vermiş olduğun eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak ihsan buyurduklarından sahip olduğun cariyeleri, amcalarının kızlarından, halalarının kızlarından, dayılarının kızlarından, teyzelerinin kızlarından seninle beraber hicret etmiş olanları, bir de mümin bir kadın kendini peygambere hibe ederse, peygamber nikâh etmek istediği takdirde, onu başka müminlere değil de sadece sana mahsus olmak üzere helâl kıldık. Onlara eşleri ve cariyeleri hakkında neyi farz kıldığımızı biliyoruz. Bunlar sana hiçbir darlık olmaması içindir. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
33:52 – Bundan başka kadınlar sana helâl olmaz. Bunları başka eşlerle değiştirmek de olmaz. İsterse güzellikleri hoşuna gitsin. Ancak sahip olduğun cariyen başka. Allah her şeye gözcü bulunuyor.
33:53 – Ey iman edenler! Peygamberin evlerine vaktine bakmaksızın ve yemeğe izin verilmedikçe girmeyin. Fakat çağırıldığınız vakit girin. Yemeği yediğinizde de hemen dağılın. Sohbet etmek için de izinsiz girmeyin. Çünkü bu haliniz peygambere eziyet veriyor, ama o sizden utanıyor. Fakat Allah gerçeği söylemekten utanmaz. Hem O’nun hanımlarına bir ihtiyaç soracağınız vakit de perde arkasından sorun. Böyle yapmanız hem sizin kalbleriniz ve hem de onların kalbleri için daha temizdir. Hem sizin Resulullah’a eziyet etmeye hakkınız yoktur. Ondan sonra hanımlarını da ebediyyen nikâh edemezsiniz. Çünkü bu Allah katında çok büyük bir günahtır.
60:10 – Ey iman edenler! Mümin kadınlar hicret ederek size geldiği zaman, onları imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz de onların inanmış kadınlar olduğunu öğrenirseniz onları kâfirlere geri döndürmeyin. Bunlar onlara helal değildir. Onlar da bunlara helal olmazlar. Onların (kocalarının) sarfettiklerini (mehirleri) geri verin. Mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Kâfir kadınları nikâhınızda tutmayın, sarfettiğinizi isteyin. Onlar da sarfettiklerini istesinler. Allah’ın hükmü budur. Aranızda O, hükmeder, Allah bilendir, hikmet sahibidir.

islami Kına Gecesi ve Nişan Organizasyonu için tıklayın